19 Kasım 2012 Pazartesi

Evet Evet Sony!!

Çok çok daha yakında...
1 Aralık'ı bekliyoruz ;)


Yok Muydu 3-5 Midterm Daha

Bravo "Department of Business Administration". Teşekkürler sevgili hocalarım.
Bize gerçekten final dönemi simülasyonu yaşatıyosunuz.
4 midterm, 1 rapor, 1 ödev ve 1 recitation neden aynı haftaya konur ki? Hiç mi acımadınız bize?
Hiç mi önemsemediniz dersinizi?
Sizce her bir midterme yarım yamalak çalışınca daha mı iyi olcak?
Curve düşük çıkınca bununla eğlenicek misiniz?
Ya da uyku akan gözleri, dinlenmemiş bedenleri görünce mutlu mu olcaksınız?
Başka boş hafta yokmuş gibi inatla hepsinin aynı haftaya konmasını anlamıyorum (hepsinden yüzbinlerce çalışılması gereken chapter varken).
Eğer ben sizin yerinizde olsaydım dersimi önemserdim. Öğrencilerimin dersime adam akıllı çalışmasını, dersimi "öğrenmelerini" isterdim (ezberlemelerini değil) ve sınavı sıkışık olmayan daha uygun bir tarihe ertelerdim.
Ne yazık ki böyle düşünen, öğrenci yanlısı tek bir hoca var.
Teşekkürler Seza hocam.
En azından ricamızı kırmayıp erteleme girişiminde bulundunuz. Sınav tarihi değişmese bile teklifimizi geri çevirmediğiniz için teşekkürler.
En azından diğer başka hocalarımız gibi "every single person" demediniz.

Öğrencidir hayatı zaten sınavdır, otur çalış diyebilirsiniz ama biz de insanız. Azcık uyusak fena mı olurdu. Evet uyuyamadım bu yüzden asabiyim kusura bakmayın...



14 Kasım 2012 Çarşamba

Entrepreneurship

 Geçen sene nasıl bir psikolojideydim bilmiyorum ama sanırım bölüme pek adapte olamadığımdan ya da daha farklı işlere yoğunlaştığımdan derslere pek önem verememiştim , açıkcası pek de zevk almamıştım derslerden. Bunun pişmanlığını 2. defa aldığım Business dersinden anlıyorum. Evet geçen sene de bu dersi aldığımda eğlenmiştim (birazcık) ama bu sene ayrı bir zevk alıyorum bu dersten. Sanki geçen sene hiçbir şey öğrenmemişim gibi ayrı bir zevkle dinliyorum dersleri.  Neyse gelgelelim ileride nerede çalışıcam, ne iş yapıcam düşünceleri son zamanlarda kafamı daha çok kurcalamaya başlamışken bir anda acaba kendi işimi mi kursam gibi düşüncelere (fena fikirlerim yok değil aslında ;) ) yönelmeye başladığım bu dönemde Adil hoca'nın geçen sene izletmediği (sanırım) bu sene izlettiği videoya :D İşte tam böyle bir zamanda izlediğimiz bu video bana bir işaret mi diye düşünmekten kendimi alıkoyamadım açıkcası :D


9 Kasım 2012 Cuma

ODTÜ

   Uzun zamandır biricik okulum ODTÜ ve içinde bulunduğu bu sevimsiz şehir hakkında bir yazı yazmak istiyordum ancak buna ne yeteri kadar zaman ayırabildim ne de yazdıklarımı beğenebildim. Ama bugün hem ODTÜ hem de Ankara hakkında güzel bir yazıya rastladım ve biraz hazıra konuyorum ama sizlerle bu yazıyı paylaşmak istedim:

1- ANKARA NEDİR, NE DEĞİLDİR?
   Ankara, memur kentidir. Sabah 8-9 ve akşam 5-6 saatleri arasında yeterince yüksek bir binanın tepesinden şehre bakarsan takım elbiseler içerisinde oradan oraya fiti fiti koşturan insanları görebilir, “Vay arkadaş adamlar Sim City’nin aynısını yapmışlar, helal olsun!” sözleriyle bu kenti takdir edebilirsin.

   Ankara, denize kıyısı olmayan bir şehirdir. Bu özelliğiyle kent, düşük tsunami riski, yok denecek kadar az boğulma oranı ve “Evime gemi girdi!” cümlesinin tarih boyunca hiç kurulmamış olmasıyla yaşayanlarına derin bir güven ve huşu duygusu verir.

   Ankara, gridir. Takdir edersin ki pembe renkli bir içişleri bakanlığını izleyen sarı puantiyeli bir parlamento binası her ne kadar fuşya renkli bir tapu kadastro genel müdürlüğüyle çok şahane kombinlenebilecek olsa da Hansel’le Gretel’in yedikleri evden hallice görünen bir başkent bir takım önemli konularda karar aldığında dünya tarafından pek de ciddiye alınmama tehlikesiyle karşı karşıyadır.
Ankara, sen nasıl görürsen, nasıl görmek istersen odur…