9 Kasım 2012 Cuma

ODTÜ

   Uzun zamandır biricik okulum ODTÜ ve içinde bulunduğu bu sevimsiz şehir hakkında bir yazı yazmak istiyordum ancak buna ne yeteri kadar zaman ayırabildim ne de yazdıklarımı beğenebildim. Ama bugün hem ODTÜ hem de Ankara hakkında güzel bir yazıya rastladım ve biraz hazıra konuyorum ama sizlerle bu yazıyı paylaşmak istedim:

1- ANKARA NEDİR, NE DEĞİLDİR?
   Ankara, memur kentidir. Sabah 8-9 ve akşam 5-6 saatleri arasında yeterince yüksek bir binanın tepesinden şehre bakarsan takım elbiseler içerisinde oradan oraya fiti fiti koşturan insanları görebilir, “Vay arkadaş adamlar Sim City’nin aynısını yapmışlar, helal olsun!” sözleriyle bu kenti takdir edebilirsin.

   Ankara, denize kıyısı olmayan bir şehirdir. Bu özelliğiyle kent, düşük tsunami riski, yok denecek kadar az boğulma oranı ve “Evime gemi girdi!” cümlesinin tarih boyunca hiç kurulmamış olmasıyla yaşayanlarına derin bir güven ve huşu duygusu verir.

   Ankara, gridir. Takdir edersin ki pembe renkli bir içişleri bakanlığını izleyen sarı puantiyeli bir parlamento binası her ne kadar fuşya renkli bir tapu kadastro genel müdürlüğüyle çok şahane kombinlenebilecek olsa da Hansel’le Gretel’in yedikleri evden hallice görünen bir başkent bir takım önemli konularda karar aldığında dünya tarafından pek de ciddiye alınmama tehlikesiyle karşı karşıyadır.
Ankara, sen nasıl görürsen, nasıl görmek istersen odur…




2- PEKİ, HAVASI NASILDIR?
   Kışın Ankara’da yerde gördüğün buz parçalarını mümkün olduğunca kırmadan yürümeye devam etmen en doğrusu olacaktır. Zira o buz parçası dediğin şey, bir başkasının donarak yere düşmüş burnu olabilir. Birçok atkı-bere üreticisinin ciddi bir biçimde “Kışlık burunluk üretsek aslında yok satarız” fikrine kapılmasına neden olan Ankara, kış aylarında neredeyse tüm nüfusunun elbise altına giydiği yün içlikler nedeniyle Red Kit tipi komple vücudu saran giysi tüketimiyle de tekstil sektörüne elinden gelen desteği vermektedir. Yün içliklerin çoraba sıkıştırılmasının oluşturduğu tatlı bir bombeyle günü geçirmek, birkaç ufak tuvalete gitme sıkıntısı haricinde paha biçilmezdir.

3- KAMPÜSE NASIL GİDİLİR?
Eveeet, gelelim kampüse. Tabi gelebilmek için önce yol tarifine ihtiyacın var… Buyursunlar;
-      Ankara’ya otobüsle geldiysen AŞTİ’de (Evet, Ankara’da otogarımıza böyle sesleniyoruz biz. Otogar deyince alınıyor, kumunu düzenli değiştirip biraz oynayınca yine sevecen bir tavır takınıyor) inip hemen terminal önünden bineceğin Ulus-ODTÜ dolmuşları seni kampüsün içerisine dek getirecektir. Aynı noktadan bineceğin 417 numaralı otobüs de yine aynı işlevi görecektir.

-      “Ben trenle geldim arkadaşım” diyorsan telaşa hiç mahal yok. Yapman gereken kısa bir yürüyüşle Ulus’taki dolmuş durağına varıp yine ODTÜ dolmuşuna binmek.

-      “Havalimanından ODTÜ’ye ulaşmak istiyorum, illa tepeden geçerken paraşütle mi atlayayım?” deme, sakin ol. Esenboğa’dan bineceğin belediye otobüsü seni AŞTİ’ye kadar getirecek. Sonrası için yine bir Ulus-ODTÜ dolmuşu emrine amade olacak.

-      ODTÜ’nün sabah ve akşam saatlerinde EGO tarafından sağlanan (Okul ODTÜ olunca, egosu bile servis sağlıyor maşallah deme, EGO Ankara’da İETT gibi bir şey, psikolojik düşünmemeye çalış) semt servisleri mevcuttur. Okulun web sitesinden ya da Taşıt İşletme Müdürlüğü’nden hangi semtte, hangi durakta, saat kaçta binebileceğini öğrenebilirsin. Ayrıca Kızılay Güvenpark’tan gün içinde sürekli olarak otobüs ve dolmuş; Sıhhiye Köprüsü ve Tunus Caddesi’nden yine gün içinde sürekli olarak otobüs bulma imkanın var.

4- KAMPÜS HAKKINDA BİRKAÇ BİLGİYE NE DERSİN?
   ODTÜ Kampüsü, daha içeriye adım atar atmaz sana “Şu an cennete düştüm sanırım” hissi verecek, bu his gayet güzel bir biçimde ilk vizelere (ki burada mid-term deriz biz onlara) dek hafiften sarsılsa da yine de devam edecek ve nihayet finallerle birlikte gözün kampüs mampüs görmez olduğunda tatlı bir anı olarak beynindeki yerini alacak. Bu yüzden, o dönemler gelene dek kampüsün tadını çıkartmaya bak!

   Kampüsün içinde, alışverişini yapabileceğin bir market, yeme-içme ihtiyaçlarını giderebileceğin bir çarşı, bir yemekhane ve hemen hemen her bölümün içerisinde mevcut kantinler, kitaplarının bir bölümünü temin edebileceğin bir Book Store, açık ve kapalı yüzme havuzu, tenis kortları, hiç de fena büyüklükte olmayan bir stadyum, yurtlar, çalışma odaları ve inanmazsın birkaç müze seni bekliyor olacak. Yok yok anlayacağın… Ha, unutmadan ismi “Üçlü Amfi” olup birçok derste sana şahane uyuma zemini hazırlayacak olan yer aynı zamanda okulun sineması! Önünden sık geçeceğin bu binada, haftalık değişen gösterim programını takip etmekte fayda var.

5- YURT, EV YA DA EV EŞYASI NASIL BULUNUR?
   Kayıt işlemleri tamam. Şimdi kalacak bir yere mi ihtiyacın var? Kayıt esnasında samimiyeti ilerletme performansına göre derhal arkadaş olacağın bir Ankaralı, seni kiradır, yurt parasıdır derdinden kurtarmasının yanı sıra her sabah şöyle kallavi bir anne kahvaltısı da etmeni sağlayacaktır. O kadar şanslı değilsen tercihine göre şehir merkezinde ya da kampüs içinde bulunan devlet yurtlarını-özel yurtları tercih edebilirsin.

   “Yurt bana göre değil, ben direk eve çıkarım” fikrindeysen senin için en ideal semt Yüzüncü Yıl olacaktır. Hemen hemen bütün bir ODTÜ, her sabah yürüme mesafesinde olan Yüzüncü Yıl’dan okula giriş yapıp, her akşam yine yürüyerek evine varır. Sırf öğrencilerden oluşan yüksek bloklarda “Sabah aynı adamlar, akşam aynı adamlar, 24 saat okul gibi” hissiyatı kaçınılmazdır.

   Ev için gerekli olan sıfır ya da 2. el eşyaları da en ekonomik biçimde edinebileceğin yer İtfaiye Meydanı’dır. Kampüsten bineceğin Ulus dolmuşlarının yardımıyla ulaşabilirsin. Bölümlerin içinde ve dışında yer alan panoları takip edip, boşalan öğrenci evleri ve açığa çıkan kimi bedelsiz kimi satılık ev eşyalarına sahip olman da mümkün.

6- DERS NOTLARI NEREDEN BULUNUR?
   “Ders, derste öğrenilir”le başlayan babanızın özlü sözünü her ne kadar “Bu sene kesin günü gününe çalışıyorum abicim” düsturuyla uygulamaya kalkmış olsan da –ki bu konuda sana güvenim tam- olur ya kaçırdığın ettiğin ders notlarına ihtiyacın olursa kantinler ve kantinlerdeki fotokopiciler senin en yakın dostların olacak. Onlarla aranı iyi tut, hem notlara ulaşırsın hem tostunu her daim çift kaşarlı yersin.

   Bazı hocalar –ki Allah kendilerinden razı olsun- notları fakülteye bırakır; bazı arkadaşlar –ki Allah onlardan daha da fazla razı olsun, başımızdan eksik etmesin- özenle tuttuğu notları seve seve paylaşırlar. Bunlara denk geldiysen zaten rahatsın. Ama şunu eklemekte fayda var, “fotokopi giderleri” kişisel muhasebe sisteminin en can alıcı kalemlerinden biri olabilir, dikkat!

7- KAMPÜS İÇİNDE YA DA DIŞINDA NERELERDE YEMEK YENİR?
   Hep ders hep ders olmaz, acıktın, yemek yemen gerek ama biraz kampüs havası mı almak istiyorsun? Kampüste, içinde dünyaca ünlü fast-food zincirlerinden tut, kumpiriyle meşhur olmuş ODTÜ’ye has mekanlara dek geniş bir yelpazede sana yemek hizmeti sunan bir çarşı mevcut. Ayrıca, bölümlerin hemen hepsinden ders saatlerin elverdiği ölçüde ulaşabileceğin bir yemekhane ve ola ki “Blok yapıcam bugün” diye tutturan bir hoca yüzünden yemekhaneyi kaçırırsan gidebileceğin bölüm kantinleri karnını rahat rahat doyurmanı sağlayacaktır.

   Yok illa ben okul dışında yemek yiyeceğin diye tutturursan eğer, Yüzüncü Yıl tarafına açılan A-4 kapısından çıkarak kısa bir yürüyüşle ulaşabileceğin kebapçılar, pideciler, balıkçılar, köfteciler seni bekliyor olacak. “Yemeğimi yedikten sonra bir de süveter alayım” diye düşünüyorsan eğer, öncelikle süveter fikrinden vazgeçmeni tavsiye edip, “Sene 2012 olmuş arkadaşım ne süveteri” derim sana. Ardından da Eskişehir Yolu’na açılan A-1 kapısından çıkarak hemen yakındaki Cepa ve Kentpark alışveriş merkezlerini denemeni öneririm.

8- ARKADAŞLA NEREDE BULUŞULUR, NEREDE SİNEMAYA GİDİLİR?
   Ankara’da ODTÜ kampüsü dışına çıkmadan da yaşanabileceğini, çimlere yayılmanın tadının hiçbir yerde olmadığını fark etmen kısa sürecektir. Ama olur da yolun şehrin merkezine düşer, birileriyle buluşman gerekirse en sık kullanacağın semt Kızılay’dır.
Kişi başına düşen AVM miktarı gibi bir istatistik çıkarılacak olursa şayet, rahatlıkla birinci gelebilecek olan Ankara’da sinema ihtiyacı genellikle bu AVM’lerde görülür. Ancak yine Kızılay’da ve Bahçelievler’de AVM’ler dışında da sinemaya gitme şansın var.

9- ANKARA’DA ORTAM, GECE HAYATI NASILDIR?
   Ankara ne kadar memur kentiyse bir o kadar da öğrenci kentidir aslında. Zamanla alışacağın bu şehirde gündüzleri Kızılay, Bahçelievler, Tunalı Hilmi Caddesi, Arjantin Caddesi, Park Caddesi gibi yerlerdeki cafelerde, geceleri de yine aynı yerlerdeki barlarda hoşça vakit geçirebilirsin. Öğrenci olarak bütçeni aşmaman gereken zamanlarda tercihin Kızılay’dan yana olursa daha rahat edersin. “Oooh kredi yattı, haydi felekten bir gece çalmaya” diyorsan eğer istikametin Park Caddesi olsun; gecesi uzun, eğlencesi güzel, Erasmus’lu öğrencisi bol olan bu cadde seni hayal kırıklığına uğratmayacak. 

Son bir tavsiye: ODTÜ’de öğrenci olmanın tadını çıkar... Hatta, eğer yapabiliyorsan sakın ama sakın MEZUN OLMA! Hep orada olmak için, geri kalan her şeyi feda edebilecek binlerce insan var, unutma!


Evet aynen böyle.. Ankara gridir, ODTÜ cennettir ve ODTÜ'de öğrenci olmanın tadını çıkarmak gerekir.