3 Aralık 2012 Pazartesi

Sony Funmaker

  1 Aralık'ı geçmişte bırakmışken artık beklenen post'u atmanın vakti geldi diye düşünüyorum.
  Evet ben de artık bir Sony Brand Ambassador'um. Her ne kadar son anda bu işi yapmaktan cayan bir insanın yerine geçip diğerlerine göre 2 ay geç başlamış da olsam sonunda başlayabileceğim ben de. Geç oldu ama güzel olacak gibi ;)
   Diğer BA'ler 2 ay önce başladığı için haliyle ben de olayların çok içinde değildim ama artık kolları sıvamanın vakti geldi. Bu sebeple diğerlerine bir an önce katılmak ve onların çoktan almış olduğu eğitimleri almak, Sony yöneticileriyle tanışmak vs. için tek başıma bitanecik şehrim İstanbuldaydım bu haftasonu. Bu kısa serüven, benim için alınan uçak biletiyle Sabiha Gökçen'e indikten sonra Simgeyle tanışmamla başladı. Facebook'un velinimetleri sayesinde birbirimizi daha önce görmemiş olmamıza rağmen hemen tanıyıverdik. Minik bir tanışmanın ardından taksiye atlayıp Sony'ye gittik. Kimliklerimizi bırakıp ziyaretçi kartı aldık ve beni bekleyen yöneticilerle tanışmak üzere yukarı çıktık. Ve şimdi sıra geldi Skype'ta benle mülakat yapan Aslı Hanım ve Ayşe Hanımla birlikte diğer yöneticilerle tanışmaya. Sıcak bir karşılama ve tanışmanın ardından aç olup olmadığımızı sorup mutfaktan istediğimizi alabileceğimizi söylediler. Sanki 40 yıldır ordaymışcasına Simgeyle birlikte gidip kendimize birer kahve yaptık :). Ardından diğer BA'lerin daha önce hep birlikte aldığı eğitimi ben tek başıma almak üzere Simgeyle birlikte toplantı salonuna geçtik. Herbir üründen sorumlu managerlar tek tek ürünlerini anlattılar. Yaklaşık 5-6 saatlik bir eğitimin (eğlenceli sohbet de diyebiliriz) ardından yoldan gelmiş olmanın yorgunluğuyla birlikte kendimi evime zor attım. Annem babam ve kardeşimle de kısa bir hasret gidermenin ardından günümü heyecanlı heyecanlı onlara da anlattım.
   Sıra geldi ertesi günee. Ertesi gün diğer tüm BA'lerden, geçen tüm bu 2 ayın feedbackini alacakları toplantı için Maslak'a gittim. Sabah şirin bir toplu kahvaltının ardından toplantı salonuna geçtik. Tabi benim henüz bir deneyimim olmadığı için bana sadece tüm gün oturup dinlemek ve olayları çözümlemek düştü. Diğer fun maker'lar da managerlarla birlikte karşılıklı deneyimlerini, fikir ve önerilerini paylaştılar. Yemek molası verildiğindeyse şipariş edilen pizzalarımızı yerken ben de ilk defa tanıştığım diğer BA'leri daha yakından tanıma çabasındaydım. Pizzalarımız da bitince bu küçük molanın ardından tekrar toplantıya devam ettik. Eğlenceli ama bir o kadarda yorucu bu 6-7 saatlik uzun toplantının ardından uyuşmuş beyinlerle birbirimize veda edip bir sonraki bu güzel Istanbul ziyaretini 4 gözle beklemeye başladık bile..

19 Kasım 2012 Pazartesi

Evet Evet Sony!!

Çok çok daha yakında...
1 Aralık'ı bekliyoruz ;)


Yok Muydu 3-5 Midterm Daha

Bravo "Department of Business Administration". Teşekkürler sevgili hocalarım.
Bize gerçekten final dönemi simülasyonu yaşatıyosunuz.
4 midterm, 1 rapor, 1 ödev ve 1 recitation neden aynı haftaya konur ki? Hiç mi acımadınız bize?
Hiç mi önemsemediniz dersinizi?
Sizce her bir midterme yarım yamalak çalışınca daha mı iyi olcak?
Curve düşük çıkınca bununla eğlenicek misiniz?
Ya da uyku akan gözleri, dinlenmemiş bedenleri görünce mutlu mu olcaksınız?
Başka boş hafta yokmuş gibi inatla hepsinin aynı haftaya konmasını anlamıyorum (hepsinden yüzbinlerce çalışılması gereken chapter varken).
Eğer ben sizin yerinizde olsaydım dersimi önemserdim. Öğrencilerimin dersime adam akıllı çalışmasını, dersimi "öğrenmelerini" isterdim (ezberlemelerini değil) ve sınavı sıkışık olmayan daha uygun bir tarihe ertelerdim.
Ne yazık ki böyle düşünen, öğrenci yanlısı tek bir hoca var.
Teşekkürler Seza hocam.
En azından ricamızı kırmayıp erteleme girişiminde bulundunuz. Sınav tarihi değişmese bile teklifimizi geri çevirmediğiniz için teşekkürler.
En azından diğer başka hocalarımız gibi "every single person" demediniz.

Öğrencidir hayatı zaten sınavdır, otur çalış diyebilirsiniz ama biz de insanız. Azcık uyusak fena mı olurdu. Evet uyuyamadım bu yüzden asabiyim kusura bakmayın...



14 Kasım 2012 Çarşamba

Entrepreneurship

 Geçen sene nasıl bir psikolojideydim bilmiyorum ama sanırım bölüme pek adapte olamadığımdan ya da daha farklı işlere yoğunlaştığımdan derslere pek önem verememiştim , açıkcası pek de zevk almamıştım derslerden. Bunun pişmanlığını 2. defa aldığım Business dersinden anlıyorum. Evet geçen sene de bu dersi aldığımda eğlenmiştim (birazcık) ama bu sene ayrı bir zevk alıyorum bu dersten. Sanki geçen sene hiçbir şey öğrenmemişim gibi ayrı bir zevkle dinliyorum dersleri.  Neyse gelgelelim ileride nerede çalışıcam, ne iş yapıcam düşünceleri son zamanlarda kafamı daha çok kurcalamaya başlamışken bir anda acaba kendi işimi mi kursam gibi düşüncelere (fena fikirlerim yok değil aslında ;) ) yönelmeye başladığım bu dönemde Adil hoca'nın geçen sene izletmediği (sanırım) bu sene izlettiği videoya :D İşte tam böyle bir zamanda izlediğimiz bu video bana bir işaret mi diye düşünmekten kendimi alıkoyamadım açıkcası :D


9 Kasım 2012 Cuma

ODTÜ

   Uzun zamandır biricik okulum ODTÜ ve içinde bulunduğu bu sevimsiz şehir hakkında bir yazı yazmak istiyordum ancak buna ne yeteri kadar zaman ayırabildim ne de yazdıklarımı beğenebildim. Ama bugün hem ODTÜ hem de Ankara hakkında güzel bir yazıya rastladım ve biraz hazıra konuyorum ama sizlerle bu yazıyı paylaşmak istedim:

1- ANKARA NEDİR, NE DEĞİLDİR?
   Ankara, memur kentidir. Sabah 8-9 ve akşam 5-6 saatleri arasında yeterince yüksek bir binanın tepesinden şehre bakarsan takım elbiseler içerisinde oradan oraya fiti fiti koşturan insanları görebilir, “Vay arkadaş adamlar Sim City’nin aynısını yapmışlar, helal olsun!” sözleriyle bu kenti takdir edebilirsin.

   Ankara, denize kıyısı olmayan bir şehirdir. Bu özelliğiyle kent, düşük tsunami riski, yok denecek kadar az boğulma oranı ve “Evime gemi girdi!” cümlesinin tarih boyunca hiç kurulmamış olmasıyla yaşayanlarına derin bir güven ve huşu duygusu verir.

   Ankara, gridir. Takdir edersin ki pembe renkli bir içişleri bakanlığını izleyen sarı puantiyeli bir parlamento binası her ne kadar fuşya renkli bir tapu kadastro genel müdürlüğüyle çok şahane kombinlenebilecek olsa da Hansel’le Gretel’in yedikleri evden hallice görünen bir başkent bir takım önemli konularda karar aldığında dünya tarafından pek de ciddiye alınmama tehlikesiyle karşı karşıyadır.
Ankara, sen nasıl görürsen, nasıl görmek istersen odur…

4 Ekim 2012 Perşembe

En İyi 100 Küresel Marka

  Dünyanın en büyük marka danışmanlığı ajansı Interbrand, bu sene 13’üncü kez yapılan En İyi 100 Küresel Marka araştırmasının sonuçlarını açıkladı. Coca-Cola 1’inci sıradaki yerini korurken, Apple 2’nciliğe yükseldi. Facebook, bu sene ilk kez En İyi 100 sıralamasına giriş yaptı.

İşte dünyanın en iyi 100 markası:


  1. Coca-Cola  (2011 sıralaması: 1)                                            
  2. Apple  (2011 sıralaması: 8)
  3. IBM  (2011 sıralaması: 2)
  4. Google  (2011 sıralaması: 4)
  5. Microsoft  (2011 sıralaması: 3)
  6. GE  (2011 sıralaması: 5)
  7. Mc Donald's  (2011 sıralaması: 6)
  8. Intel  (2011 sıralaması: 7)
  9. Samsung  (2011 sıralaması: 17)
  10. Toyota  (2011 sıralaması: 11)

3 Ekim 2012 Çarşamba

Apple Türkiye

   Mühendis fabrikası ODTÜ'de İşletmecilerin pek de hoş karşılanmadığı herkesçe bilinir. Yok efendim biz çok rahat okuyormuşuz da; ilerde bizim yaptığımız işlere, bizim ulaşacağımız konumlara mühendisler daha kolay ulaşıyorlarmış da falan da filan. Kimi zaman çok sinir bozucu olabilen bu söylemelere cevap niteliğinde ve bizlere de bir hayli umut verici bir haber işte:

"Apple’ın Türkiye’de ofis açacağı konuşulan şu günlerde Apple Türkiye’nin başına geçecek isim Resan Yüner olarak belirlendi.
Geçtiğimiz hafta iPhone 5‘i piyasaya sürerek gündemde yer alan Apple, Türkiye‘de açacağı ofisin genel müdürünü buldu. Üç yıldır Oracle İş Uygulamaları Türkiye Direktörü olarak görev yapan Resan Yüner‘in Compaq, Hewlett-Packard ve General Electric Healthcare‘de çalışma deneyimi de bulunuyor.
Oracle bünyesindeki işine devam eden Yüner‘in 1 Kasım’da Apple Türkiye Genel Müdürü görevine başlayacağı belirtildi. Türkiye pazarında önemli bir başarı yakalayan Apple‘ın, ofis kurma adımıyla birlikte izleyeceği strateji merak ediliyor."

  E nolmuş yani diyorsanız anlatayım: Resan Yüner (41) 1987 yılında ODTÜ İşletme Bölümünden

12 Eylül 2012 Çarşamba

ODTÜ Etkinlik Takvimi

    ODTÜ Etkinlik Takvimi demek yanlış olur aslında çünkü hem akademik takvimi hem de topluluğumun etkinlik takvimini harmanlayıp kendime bu yıla dair bir program oluşturdum desek daha doğru olur. Birnevi benim için önemli günlerin bir takvimi. Unutmamak gerek tabii:

17 Eylül- Güz Dönemi 1. Kurs Dönemi ve Dans Sporu Seçme Kayıtları Başlangıcı ( Yani 17 Eylülde çarşıda sizler için stant açıyoruz. Hem kurslarımıza kayıt olabilir hem de topluluğumuz üyesi olmak ve yarışmalara katılan bir sporcu olmak için seçmelerimize kayıt olabilirsiniz.)

19-21 Eylül- Etkileşimli kayıtlar ve danışman onayları (önlisans, lisans ve lisansüstü programlar) ( Hemen erkenden kalkıp ders kaydı yapıp onaylatmak gerek tabi)

20 Eylül- Aramıza Hoş Geldiniz Programı - KKM Gösterileri ( Yeni gelen öğrencilere oryantasyon programı dahilinde KKM salonunda topluluğumuzu tanıtacağımız gösterilerimize davetlisiniz.)


7 Eylül 2012 Cuma

Gözlük Takanlara Makyaj Önerileri

   Okullar açılıyor. Bu da G110, G111 gibi kocaman amfilerde hocayı ve tahtayı görmek için gözlüklü günlere tekrar dönmem demek. Gözlük camlarının ardından daha güzel bir görünüme sahip olmak için birkaç makyaj önerisine rastladım ve sizle de paylaşmak istedim. İşte öneriler:
  • Gözlük dikkatleri yeterince göz bölgenize çeker, bu nedenle en iyisi göz makyajını sade tutmaktır. Doğal gölgelendirmelerden yana olun ve dudaklarda cesur renklere yönelin.
  • Rimel ile iyi arkadaş olun. Kirpiklerinizi gözlük camlarının ardından görünür kılmak için 2-3 kat rimel kullanabilirsiniz. Her zaman siyah rimeli tercih edin.

Türkiye'nin En Değerli 50 Markası

   Birazda Türkiye'nin en iyi şirketlerinden bahsedelim. İşte sıralama şöyle :

  1. Türk Telekom, Değeri: 2,019 milyon dolar                            
  2. Türk Hava YollarıDeğeri: 1,68 milyon dolar                       
  3. Akbank,  Değeri: 1,582 milyon dolar
  4. Türkiye İş Bankası,  Değeri: 1,569 milyon dolar
  5. Turkcell, Değeri: 1,539 milyon dolar
  6. Anadolu Efes, Değeri: 1,509 milyon dolar
  7. Garanti Bankası,  Değeri: 1,434 milyon dolar                                     
  8. Arçelik, Değeri: 1,286 milyon dolar
  9. Yapı Kredi Bankası, Değeri: 1,138 milyon dolar
  10. Petrol Ofisi, Değeri: 1,062 milyon dolar
  11. Bim, Değeri: 965 milyon dolar
  12. Ford Otomotiv, Değeri: 909 milyon dolar
  13. Halkbank, Değeri: 859 milyon dolar
  14. Enka, Değeri: 766 milyon dolar
  15. Vakıflar Bankası, Değeri: 737 milyon dolar
  16. Migros, Değeri: 653 milyon dolar
  17. Ülker Bisküvi, Değeri: 452 milyon dolar
  18. Şişecam, Değeri: 387 milyon dolar
  19. Aygaz, Değeri: 384 milyon dolar
  20. Finansbank, Değeri: 372 milyon dolar

Çalışmak İçin En İyi Firmalar

   Yapılan bir araştırmaya göre katılımcıların maaş durumuna göre en iyi maaşı veren, iş memnunıyetine göre ise en iyi çalışma ortamına olanak sağlayan şirketler belirlendi. Bu araştırmaya göre;
  • En iyi maaş öneren şirket Microsoft oldu. Yıllık 92 bin 800 dolar ile Microsoft 1.sırada.
  • Microsoft'u 90 bin 600 dolar ile telekomünikasyon şirketi olan Qualcomm izledi.
  • 3.sırada ise 85 bin 500 dolar ile en büyük petrol şirketi Exxon Mobil yer alıyor.
  • En esnek çalışma takvimine sahip şirket ise Motorola oldu. Motorola maaş sıralamasında ise 72 bin dolar ile 15. sırada.
  • Apple ise 42 bin 400 dolar ile en iyi maaş veren şirketler sıralamasında 94. sırada yer aldı. İş memnuniyeti sıralamasında ise Apple 30. sırada yer aldı.



6 Eylül 2012 Perşembe

Kadın Yöneticiler Artıyor

   Yönetimde daha fazla kadın çalıştırmayana ceza geliyor.

  Avrupa’da hisseleri borsalarda işlem gören şirketlerden, imza yetkisi olmayan üst düzey pozisyonlardaki kadın çalışan oranını 2020 yılına kadar en az yüzde 40 seviyesinde tutması istendi. Şirketler bu yükümlülüğü yerine getirmemesi durumunda, cezai yaptırımlarla karşı karşıya kalacak.



İş Bankası'ndan Başarılı Bir Reklam Daha

 
       Cumhuriyet döneminde Atatürk tarafından kurulan ve ilk genel müdürlüğünü ise Celal Bayar'ın yaptığı ilk özel bankadır İş Bankası. 2 şubeyle hizmete başlamış günümüzde ise yaklaşık 1200 şubeye ulaşmış başarısına hayran kaldığım bir ilklerin bankasıdır aynı zamanda. Öyle ki bu banka başarısına başarı katmaya devam etmiş ve bugün 88. yılına ulaşmıştır. Bunun şerefine de 88 saniyelik bir reklam filmi çekmişler. Reklam filminde de yine kendi alanında bir o kadar başarılı bir isim, Cem Yılmaz yer almış. Ben de çok beğendiğim bu filmi -hoş İş Bankası'nın diğer birçok reklamını da beğeniyorum - paylaşmadan edemeyeceğim:

15 Ocak 2012 Pazar

ODTÜ'den Kar Manzaraları

   Fotoğraf çekmeye bayılıyorum ama ne yazık ki bir profesyonel makinem bile yok.
   Geçenlerde çok müthiş bi makine gördüm ama şu an onu alacak kadar param da yok.
   Sizce bu ve bunun gibi sebepler benim sanatsal yanımı engelleyebilir mi?? Tabii ki hayır. :)
   Canım isterse bu güzel karlı havada tek başıma yürüyüşe çıkar ve küçük dijital fotoğraf makinemle bile fotoğraflar çekebilirim :

14 Ocak 2012 Cumartesi

Yupppiii karr !!! :)

   Neden bu kadar sevindiğimi gerçekten bilmiyorum çünkü aslında karı pek sevmem. Ama şu an o kadar güzel bir kar yağıyor kiii uzun zamandır yazmadığım bloğuma bile yazdıracak kadar bir duygu kıpraşması yaşattı bana bu güzel doğa harikası olay :) Ya aslında niye yalan söyliyim karı seviyo da olabilirim :D Erimese ve sonrasında yerler vıcık vıcık su olmasa ya da donmasa, yerler buzlaşmasa ve düşmesek falan kar aslında çok güzel bişey. Özellikle Ankara gibi bir şehrin sanırım tek güzel hali ve kar zamanı, Ankaradan en zevk aldığım zaman dilimi sanıyorumm. Hele bi de bu zamanlarda ODTÜ yurtlar bölgesindeyseniz değmeyin keyfimize. Saat neredeyse gece 1 ama herkes camda. Karla gelen bu duygu kıpraşması sanırım üst kattaki kızlar da dahil tüm yurtlardaki insanları sarmış durumda.. Herkesin camlar açık karşılıklı birbirlerine bağırıyolarlar. Ayyyy çok eğlenceliii.